-Merhaba, buyrun lütfen.
-Önemli birşey mi oldu?
Beril'le
Oğuzhan'ın konuşmasına tanık olduktan sonra hemşire hemen genel müdürün
yanına koşmuş, psikologlarında onayını aldıktan sonra Oğuzhan'ın tedavi
sürecinin bittiğine emin olmuşlardı.
Test sonuçlarını da gösterdikten sonra müdür gülümseyerek Oğuzhan'a baktı:
-Yani artık gidebilirsiniz.
-Ben..
-Biliyorum, şaşırdınız ama inanın dışardaki hayat siz burda kaldığınız sürece fazla değişmedi.
-Korkum o değil.. Ben sadece.. Kendimi hazır hissetmiyorum.
Derin
bir iç çekti müdür. Sanki hastalar itiraz etmese olmazdı. Oğuzhan
istediğinin olmayacağını fark edince zaman kazanmak için:
-Biraz süre istiyorum. Kısa bir süre, dedi.
-Peki tamam. Siz ne zaman hazır hissederseniz, dedi bıkkınlıkla.
Mermer
koridorda ilerlerken Oğuzhan'ın aklında ona eski yaşama sevincini veren
siyah saçlar, iri siyah gözler, yani Beril vardı. Kendi aklından geçen
bir düşünceye kendide güldü:
-Saçmalama oğlum, dedi.
Beril'in odasının önünden geçerken duraksadı. Yoluna devam edecek gibi
yaptı sonra kapıyı çalarak içeri girdi.
***
-Jasmina teyze, suju geldi!
-Suju değil o, sucu.
-Tamam. Suu..cu!
-Afferin, diyerek gülümsedi Yasemin. Sanki küçük bir çocuğa ana dilini öğretir gibiydi.
Geçenlerde kitaplığın tozlarını alırlarken Pierre yanlışlıkla bir albüm düşürmüştü.
-Burda
annenin resmide var, deyince Yasemin'in elinden alıp merakla bakmıştı
albüme. Annesinden çok üvey ablasını arıyordu gözleri. Yasemin fark
etti:
-Bak, Beril, diyerek küçük bir kız resmi gösterdi.
-Çok sevimliymiş.. dedi Pierre gözlerini ayırmadan.
-Ne
zaman onu ziyarete gitces? dedi sonra. Yasemin'e dikti yaprak yeşili
gözlerini, duygu sömürüsü gibi birşeydi işte. Yasemin düşündü:
-Tamam. Yakında ama kesin söyleyemem, dedi.
Fark etmeden Zerrin'in küçük çocuğunu da sahiplenmişti.
