UzUn EşEk FeLsEfEsİ

"Hayal etmek, bilmekten daha önemlidir." Einstein

Sitedeki yazıların tamamı "Nora de Roland" tarafından yazılıp tüm haklı saklıdır.

01.12.07 - 8

-Şimdi daha iyisiniz ya?
 
-Evet, çok teşekkür ederim. Doktorsunuz sanırım..
 
-Evet.
 
-Sizi hatırlar gibiyim...
 
Oğuzhan, onu tanımasın diye arkasını döndü. Pencereden dışarı bakmaya başladı.
 
-Evet evet, hatırladım sizi, diye yatağından doğruldu Beril.
 
-Siz annemin öldüğü günkü doktorsunuz. Değil mi?
 
Oğuzhan başını eğdi.. Kaybettiği 2. hastası.. Şimdi o hastanın kızını kurtarmıştı.. Ama onu kurtaramamıştı.
 
-Evet, dedi sesi titreyerek.
 
-Çok garip değil mi? Aylar önce tamamen başka koşullarda karşılaşmıştık.
 
-Çok kötü şeyler yaşadım.. Heralde burda olduğunuza göre sizde aynı şekilde, zor şeyler yaşadınız.
 
-Evet.. Annemin ölümü çok etkiledi beni.
 
-Benimde babam öldü.
 
-Ya..
 
Sanki yıllardır birbirlerini tanır gibi konuşmaya başladılar. Beril uzun süredir hiç konuşmadığı kadar konuştu, onlar konuşurken içeri giren hemşirenin ağzı açık kalacak kadar hemde.
 
-Beyefendi, izin verirseniz, Beril hanımla psikolog hanım yalnız görüşmek istiyor, dedi.
 
-Tamam, diyerek çıktı Oğuzhan.
 
Volta attığı koridorun mermerleri ışıl ışıl göründü ona. Sanırım hademe temizlemişti orayı. Hava da güzeldi, Güneş vardı bugün.
 
İlk kez bu kadar mutlu olduğunu hissetti. Olan kötü bir olaydı ama ona eski günlerini anımsatmıştı. O günlerden bir parça yakalamak bile bu kadar güzelken.. Kendisine dönmek nasıl olurdu acaba?..
 
***
 
-Alışverişe çıkmam gerek. Hiçbir şey yok buzdolabında. Pierre, sen evde bekle olur mu?
 
-Bende gelicem.
 
-Yok oğlum, kal burda sen.
 
-Jasmina teyze, lütfen.
 
-E iyi madem.
 
Pierre, küçük bir çocuk merakıyla etrafını inceliyor, kendini teyzesinin yanında güvende hissettiğini fark ediyordu. Fransa'da yaşadığı yerle benzeyen yanlar bulmaya çalıştı, kendi dilinde birşeyler aradı gözleri. Herkes onun anlamayacağı kadar hızlı Türkçe konuşuyor, bazı kızlar ona bakıp gülümsüyor, tanımadığı insanlar Jasmina teyzesiyle konuşurken gözlerini ona dikiyordu.
 
-Jasmina teyze, bu kadar insanı nerden tanıdın?
 
-Küçüklüğümden beri burda oturuyorum ben.
 
-Peki niye bana öyle bakıyolar?
 
-Senin kim olduğunu sordular bana.
 
-Sen ne dedin?
 
-Uzakta yaşayan bir akrabamız olduğunu söyledim.
 
-Neden gerçeği söylemedin? Ayıp mı?
 
-Hoş karşılanmaz.
 
-Karşılaa..derken?
 
-They don't like it.
 
-Oo. Tamam.
 
Öğrenmesi gereken çok şey vardı anlaşılan. Fransa'da herkes onun durumunu bildiği halde birşey demezdi ama burda "hoş karşılanmıyordu".

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • Yorum yaz!
  • Baglanti
  • Yorum yaz! : Arkadasina Gonder!
    0yorum yazilmistir

    <<Önceki Sayfa |/ |Sonraki Sayfa>>

    Son Yorumlar


    Arkadaşlar