-Yaa.. Carla'nın yüzü gölgelenmişti.
-Öyle işte.. Şimdi de onu arıyorum. Biraz ileride ama..
-Sana yardım edebilirim.
-Tanıyor musunuz Beril'i?
-Aslına kalırsa.. Beril'i hastaneden çıkaran benim.
Oğuzhan'ın
gözleri büyüdü. Şansa bak! Ayaklarını sürüyüp gidemediği, yüzleşmeye
cesaret edemediği kişi, karşısındaydı işte. Beril'in Oğuzhan'la
görüşmesini yasaklarlar diye deli gibi korkuyordu. Ama şimdi herşey
değişmişti. Oğuzhan hikayesini anlatırken Carla'nın yüzünde hiç
değişmeyen bir gülümseme vardı. Sanki onları anlayışla karşılıyor,
engelde olmuyor gibi.
-Beril'i görmeme izin vereceksiniz, değil mi?
-Tabi ki. Yalnız bilmeni istediğim birşey var. Hayal kırıklığına uğrayabilirsin.
Oğuzhan
şüpheyle baktı Carla'ya. Eski Türk sinemalarındaki gibi Carla "Beril
artık eski Beril değil! Bırak peşini!" mi diyecekti?
-Beril.. Hafıza kaybına uğramış.
-Ne?! Beyninden vurulmuşa döndü Oğuzhan.
-Doktor böyle bir olayın ardından bunun olabileceğini söyledi. Beril'e gereken biraz zaman.
Daha
ne kadar bekleyecekti? Biraz zaman mı? Kelimeler beyninde zonkluyordu..
Herşeyin bir kabus olmasını hiç o kadar dilememişti.
-Peki.. Şimdi..
-Şimdi
seni tanımıyor olabilir. İstersen.. Söylemek zor ama.. Bir süre sonra
geri gelsen. Beril'in hafızası yerine gelmeye başladığında.
-İyi de, nasıl haberim olacak bundan?
-Telefon numaramı vereyim.
Tereddüt ettikten sonra Oğuzhan bu fikri kabul etti. Başka şansı mı vardı? Beril'i görsede o hatırlamayacaktı zaten.
-Hoşçakal genç adam.. diyerek kafeden çıktı Carla. Hızlı adımlarla eve gitti.
Kahve
kokulu kız gözlerini boş masalarda gezdirirken gözü "yalnız yolcu"ya
takıldı. Ona bu adı vermişti. Bir cesaretle ve kararlı adımlarla yalnız
yolcunun yanına doğru ilerledi.
-Oturabilir miyim?
-Tesadüfe bakın.. Yine sizin kafeniz. Farkında bile değilim.
-Evet.. Ama ne güzel bir tesadüf, geçenki karşılaşmamızda tanışmamıştık.
-Benim dalgınlığım, üzgünüm.
-Ne zaman üzgün değilsiniz ki, diyerek iç geçirdi kahve kokulu kız.
-Adım Elif, diyerek elini uzattı.
-Oğuzhan, dedi, el sıkıştılar.
Bu sefer kafeyi saran kahve kokusu tatlı, çok tatlı bir ruhla dağıldı her tarafa.
Kafenin arka tarafındaki şöminenin başındaki yaşlı kadının gözlerinden bir damla gözyaşı geldi..
O sırada Carla nefes nefese eve girmişti. Simone ve Pierre'e döndü:
-Bugün bu evden derhal taşınıyoruz!
