"Onu Utku Sokak, 13. Nolu Çınar Apartmanın 18. dairesine götürmüş."
Utku
Sokak, 13. Nolu Çınar Apartmanı.. Biraz ilerlese 18. daire.. Beril,
kanlı canlı karşısında olacaktı. Sanki yıllardır görmemiş gibi
sarılacaktı ona. Onu ne kadar çok sevdiğini, bir daha kaybetmek
istemediğini, onsuz bir hayat düşünemediğini söyleyecekti. Bu kadar
basitti işte sabahtan beri yapmak için beklediği şey. Ama bir elindeki
buruşmuş, adresin yazılı olduğu kağıda bakıyor, bir geçen kediyle
ilgileniyor, bir geçen birine tanımadığı halde "iyi günler" diyor, ama
bir türlü apartmanın içine giremiyordu.
Carla'da halı
çırpmak için pencereye çıkmıştı, yarım saattir dikilen adamın ne
yapacağını o da merak ediyordu şimdi. Çayını genişçe bir fincana
koymuş, bir yandan Simone'un basit beyninden çıkan boş lafları
dinliyor, böyle bir öz kızı olduğuna hayıflanıyor, bir yandanda
Oğuzhan'ı izliyordu.
-Sonra geldi ve bana beni sevdiğini söyledi.
-Eee?
-İşte bende inandım, o kadar saf duruyordu ki yüzü!
Ah aptal kız, diye geçirdi. Karar vermişti, Oğuzhan'ın yanına gidecek, ona yardım edecekti artık derdi neyse!
-Ben bir aşağı inip geleyim Simone. Ocakta süt var, unutma!
-Tamam anne.
Caddeye indi, biraz önce Oğuzhan'ın önünden geçen kedi Carla'ya bakıp tüylerini kabarttı:
-Pişşt! Git!
Rüzgar şiddetini artırdı, Carla'nın şapkası uçtu, Oğuzhan tuttu:
-Sanırım sizin.
-Evet, tam adamının eline ulaşmış.
-Efendim?
-Sabahtan beri burdasınız, sanırım adres arıyorsunuz. Yardımcı olmak istedim.
Oğuzhan'ın
beti benzi attı. Kendi yapamadığını kader bir şekilde ayağına
getirmişti. Carla, Oğuzhan'ın sorununun adres aramak kadar kolay
olmadığını anladı:
-Hemen şurdaki banka otursak. İyi değilsiniz sanırım.
Oğuzhan sıcak bir anne şefkati hisseti bu tanımadığı yaşlı kadında. Sonra düşüncesine güldü, anne şefkati ne bilmiyordu ki!
-Peki, ama banka değil, kafeye gidelim.
İçinde
herşeyi anlatma isteği vardı. Carla da aptal kızının boş hayallerini
dinlemektense, tanımadığı bir adamın kederini paylaşmayı yeğliyordu.
-Peki, ama kahveler senden, dedi içten bir gülümsemeyle.
-Tabiki, dedi aynı gülümseyişle Oğuzhan.
Bir
yazarda banka oturmuş, etrafı betimliyordu romanı için.. "Gülümseyerek
baktı oğluna. Uzaktan gelmişti oğlu. Üniversite için başka bir ülkede
okuyordu ve annesine sürpriz yapmak için onun alışverişe çıkacağı
zamanı beklemişti apartmanın önünde. Uzun ama sonu mutlu biten, uzun
bir hikayenin kısa başlangıcıydı. Şimdi annesi onu evde alıkoyacak,
üniversite bitince ne yapacağı hakkında konuşacaklar, annesi hafif
sitemlerle onu ihmal ettiğini söyleyecek, oğlu okul için geri
döndüğünde hayırlı bir kısmet arayacaktı."
Eh.. Yazardı bu.. Bu kadar çıkabildi..
