01.12.07 - 14
-Annemin ölümünü hatırlamamam büyük şans o zaman benim için. -... -Neden konuşmuyorsun? -Son zamanlarında göremedim onu.. -Üzülme. Beni deli hastanesine yatıran sana napardı kim bilir? -Annem.. Kötü biri miydi? -Hayır.. Sadece hastaydı.. Merhametli
bir abla havasıyla Pierre'in elini tuttu. Pierre gözlerini ablasından
alamamıştı, nasıl olurda aynı annenin çocukları bu kadar farklı
olabilirdi? Beril annesine bu kadar çok benzerken, Pierre'in hiçbir
alakası olmazdı.. -Hadi, yemek hazır! dedi Carla. -Geliyoruz. -Pierre,
artık annem olmadığına göre, üveyde olsak hayatımızda yakınımız olarak
bir tek ikimiz kaldık.. Beni bulduğun gibi bir daha kaybetmeyeceğine
söz ver.. -Veriyorum.. Ama sende söz ver. -Ne için? -Sende beni terk etmeyeceksin. -Hadiii! diye sabırsız bir ses ağlamaklı havayı dağıttı. Carla'nın kızıydı bu. Simone. -Geliyoruz Simone! Masada annesini düşündü Beril. Ve onu bu gece aklındaki yarım yamalak hafızasındanda silmeyi.. Ama korkuyordu.. Neyi unutmaya çalışırsan, karşına hep o çıkar. Annesinin hayaletinden korkuyordu. Rüyasına girmesinden. Yüzünü
hiç hatırlamamasına rağmen, yangından sonraki tek hatırladığı isimden,
Oğuzhan'dan korkuyordu. Karar verdi, artık hafızası silinmeden önceki
kısımla uğraşmayacaktı. Ne Zerrin olmuştu hayatında, ne
annesi Fransa'dan geri dönmüştü. Pierre ve onun üvey annesi Carla, yani
Fransız ailesi vardı sadece. Bir şekilde iş bulup devam edecekti silik
yaşamına. Peki Oğuzhan? Zaten hatırlamadığı birşey
üstünde ne kadar durursa dursun, kendi kendine acı çektiriyordu.
Hatırlanmayan birşeyi nasıl unutacaktı?
Baglanti
Yorum yaz! :
Arkadasina Gonder!
0yorum yazilmistir
<<Önceki Sayfa
|/ |Sonraki Sayfa>>