UzUn EşEk FeLsEfEsİ

"Hayal etmek, bilmekten daha önemlidir." Einstein

Sitedeki yazıların tamamı "Nora de Roland" tarafından yazılıp tüm haklı saklıdır.

01.12.07 - 13

-Hatırlamaya çalışmamak en iyisi..

-Canım, bir gün mutlaka karşına çıkacak bunlar. En başta Pierre..

-O burda mı?

-Hayır. Ama bu akşam gelecek.

-Peki siz Türkçe'yi nasıl bu kadar iyi konuşuyorsunuz?

-Uzun süre önce burada yaşadım..

Hâlâ içinde kuşkular olmasına rağmen Carla'ya, henüz görmediği üvey kardeşi Pierre'e ve hafızasından kalan bir iki artığa güvenmek zorundaydı Beril.

Kendini yoğun bir depresyon hâlinde hissediyordu.. Hayat durağanlaşmıştı, eskiden renkli olan herşeye siyah beyaz çerçevelerden bakıyordu şimdi. Odasının duvarları gibi isli olmuştu hayatı..


Her gece, herkes uykuya daldığında ağlıyordu.. İri gözleri kan çanağına dönene kadar ağlıyordu.. Saçlarının zifiri siyahı, onu boğmaya başladı.. Hayatındaki eksikliklerinden, boşluklarından dolayı kendisine kızıyordu, sanki yangın onun elindeymişcesine..

Eskiden olsa pek önem vermeyecekti belki, belki hayatına kaldığı yerden devam edecekti o boşlukları da benimseyip. Ama o arada, işte o arada, hatırlamadığı birşey olmuştu ve onu hatırlamadan aldığı her nefes haramdı. Kendine kızmasının tek sebebi de hatırlamadığı o küçük ama "büyük" ayrıntıydı..
 
***
 
"Bir kız vardı.. Güzeldi sanki.."

Kafenin içinden yağmuru izliyordu. Bir yandan şöminenin etrafa yaydığı rehavet, mutfaktan gelen tarçın kokuları, tam karşısında ona ara ara bakıp gülümseyen kahverengi saçlı kız..
Kahvesi soğumuştu, bir anlamı kalmamıştı da. Ara ara bakıp gözgöze geldikleri kahve tenli kız rahat bir hareketle oturduğu yerden kalktı, Oğuzhan'ın karşısındaki sandalyeye geçti.

-İyi günler, bir sakıncası yoktur umarım, dedi.

-Yo, buyrun, dedi Oğuzhan dalgın dalgın.

-Bayadır burdasınız ve kahvenize dokunmadınız bile. Birde, sizi uzaktan bakınca üniversiteden arkadaşım sandım da..

Tipik numara diye geçirdi içinden Oğuzhan. Ama uğraşacak hali yoktu.
 
-Ya.. Bana benziyordu demek, dedi ilgisizce.

-Evet. O da sizin gibi dalgındı ve karşısındakini pek dinlemezdi, dedi kahve tenli, alıngan bir tavırla.


-Üzgünüm, gerçekten iyi değilimde.


-Hasta mısınız?
-Hayır. Sadece yorgunum.
 
-Konuşmak isterseniz bu kafe her zaman açık.. Ben sahibiyim.

Oğuzhan şaşırdı. Oysa eskilerin izini taşıyan bu kafenin sahipliğine hep en köşede oturan o yaşlı kadını yakıştırmıştı.

-Pardon, ben buranın sahibinin şurdaki yaşlı bayan olduğunu sanıyordum.


-O benim teyzem, dedi kız gülümseyerek.
 
-Ne zaman görsem orda duruyor.

-Evet. O da yorgun. Ama ruhen..


-Demek kaderimiz aynıymış teyzenizle.

-Sizi ruhen bu kadar yoracak ne olabilir ki?

-Son zamanlarda yaşadıklarım..


-Son zamanlarda dedinizde.. Yakınlarda bir hastane vardı, yangın çıktı, duydunuz değil mi? Çoğu kişi ölmüş..
 
-Evet.. Bir yakınımda orada öldü..
 
-Çok üzüldüm, başınız sağolsun..
 
Elini Oğuzhan'ın elinin üstüne koydu, etrafı yumuşak bir kahve kokusu sarmıştı..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • Yorum yaz!
  • Baglanti
  • Yorum yaz! : Arkadasina Gonder!
    0yorum yazilmistir

    <<Önceki Sayfa |/ |Sonraki Sayfa>>

    Son Yorumlar


    Arkadaşlar