UzUn EşEk FeLsEfEsİ

"Hayal etmek, bilmekten daha önemlidir." Einstein

Sitedeki yazıların tamamı "Nora de Roland" tarafından yazılıp tüm haklı saklıdır.

01.12.07 - 12

Damarlarında kan değil kurşun geziniyordu sanki. Öylesine ağırdı kolları, bitkin bir şekilde başını uzattı. İsten rengi grimsi olmuş, sıcak ve küçük bir odadaydı şimdi.
 
Son hatırladığı bir yangın ve "Oğuzhan" isminde biriydi ama kim olduğu hakkında en ufak bir fikri yoktu.
 
Düşündü de.. Son 1 yılda gelişen hiçbir şey hakkında bilgisi yoktu, hafızasının o kısmı silinmişti sanki. İçeriden yemek kokuları ve Fransızca bir şarkının sürekli tekrarlanan nakaratı geliyordu:
 
Voulez-vous coucher avec moi ce soir
Voulez vous coucher avec moi


-Kimse yok muu? diye seslendi. Hemen ardından içeri, hacmi odayı kaplayan, üstündeki aşçı önlüğündende anlaşılacağı gibi yemeği pişiren kişi geldi:
 
-Bon jour Beril! dedi.
 
-Günaydın.. Siz... Kimsiniz?
 
-Ben Carla. Tatlım, uzun süredir uyuyorsun, tanışmadık henüz! Ben Pierre'in üvey annesi!
 
-Pierre?
 
-Ah.. Doğru.. Sen bilmiyorsunki.. En son hatırladığın şey ne ki?
 
-Zerrin.. Zerrin teyzem.. O nerde?
 
-Zerrin mi?! Zerrin..
 
-Noldu ona?!
 
-O öldü kızım..
 
-Ne?!!! Yoo hayır, ölmedi, o ölse hatırlardım..
 
-Onun ölümünü hatırlamadığın gibi birçok şeyide hatırlamıyorsun. Doktor bunun olabileceğini söyledi.
 
-Sana neden güveneyim?
 
-Çünkü yangından sonra seni sahiplenecek kişi olarak hayatında bir tek ben kaldım! Annenin öldüğünü anımsıyorsundur umarım, hatırlamıyorsanda söyleyim, baban seni çok küçükken terk etti, annen intihar etti, Zerrin teyzende öldü!
 
Beril'in dünyası daha öncesindende yıkılmıştı başına ama herşeyin bir anda söylenmesi, damarlarında gezinen kurşundan daha ağır geldi ona.. Ağır ve yorucu.. Başını takatsizce yastığına koydu, başını öbür tarafa çevirdi.
 
-Carla.. Pierre'i anlat bana.. O kim?
 
Carla uzun süredir aklında olanları toplayarak Beril'e olan biteni, en azından kendi bildiğiyle anlattı.
 
Ağacı şiddetli bir rüzgar salladı. Bir yaprak düştü nazlı bir edayla, tozlu kaldırım taşlarına..
 
***
 
Gözlerini açtığında karşısında beyaz, soğuk duvarları görenlerde vardı. Koluna bağlı seruma can sıkıntısıyla baktı, yangını düşündü.. Yangın sonrası ne olduğu hakkında bir fikri yoktu ve düşünmek istemiyorduda. Sonra sanki çok önemli birşeyi unutmuş gibi telaşlandı, gülümseyerek içeri giren hemşireye sorular sormaya başladı:
 
-Yangından herkes kurtuldu mu?
 
-Şanslı olanlar.
 
-Hastalarınızın arasında Beril isimli biri var mıydı? Soyadını bir anda anımsayamadım.
 
-Evet, vardı diye anımsıyorum. Ama geçen gün bir yakını ile birlikte taburcu oldu.
 
-Yaa? Adres falan..
 
-Doktor beyle konuşmam gerek.
 
-Peki..
 
Şimdi Beril'i bulmalıydı. Bulup, artık hastaneden zorunlu olarak çıktıklarına göre onla beraber olmalıydı. Başka şekilde hayata devam etmek düşüncesi bile onu karamsarlığa itiyordu.
 
Düşündü.. Uzun bir müddet düşündü.. Kadınlardan nefret etmesinin sebebi ilk olarak "annesiydi". Çünkü annesi onu terk etmişti, bu yüzden kadınlar "terk ederdi." Sonra Semra herşeyi değiştirdi, varlığı Oğuzhan'ı mutlu ediyordu. Demekki iyi kadınlarda vardı. Ama sonra Semra'da "terk etti" onu. Gene genellemelere kayacaktı ki fikri, Beirl çıktı karşısına. "Beril'in nefes aldığını hissettiği her saniye hayatı iliklerine dolduruyordu." Böyle karalamıştı defterine en azından. Beril'e duyduğu sevginin karşılığı bambaşkaydı! Ne kardeş, ne anne, ne arkadaşlık! Bu "aşk" denilen, tanımı herkese göre değişen o duyguydu işte. Beril bir ilkti ve Oğuzhan son olmasını istiyordu. Yoksa ne değeri kalırdı ki yaşananların?
 
Hemşire tekrar odaya girdi:
 
-Oğuzhan bey, burdaki dosyadan edindiğimiz bilgilere göre Beril hanımın hastaneden arkadaşıymışsınız. Beril hanımı, teyzesi olduğunu söyleyen bir kadın götürmüş.
 
-Zerrin mi?
 
-Hayır. Carla diye birisi.
 
-Carla mı?
 
-Evet. Üvey teyzesiymiş, pardon.
 
-Carla..
 
-Onu Utku Sokak, 13. Nolu Çınar Apartmanın 18. dairesine götürmüş. En azından verdiği bilgiler bu yönde.
 
-Başka arayanı soranı yok muydu?
 
-Hayır.. Annesi ölmüş, babası uzun süre önce gitmiş.
 
-Beni.. Beni arayan oldu mu?
 
-Üzgünüm ama hayır.. Sanırım.. Yangından haberleri yoktu.
 
Camdan dışarı baktı. Rüzgar, ince gövdeli ağaçları acımasızca hırpalıyordu. Tıpkı hayatın onu hırpaladığı gibi. Beril'i de mi "terk edenler" listesine yazacaktı? Peşinden mi gitmeliydi yoksa?
 
Bir arayışa daha güç bulamayacağını düşündü.
 
Ama sonra Beril canlandı gözlerinin önünde. Kim bilir o nasıldı şimdi?
 
Bir fırtına başka bir yaprağı düşürdü sessizce..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • Yorum yaz!
  • Baglanti
  • Yorum yaz! : Arkadasina Gonder!
    0yorum yazilmistir

    <<Önceki Sayfa |/ |Sonraki Sayfa>>

    Son Yorumlar


    Arkadaşlar