:)(:
Tavanı kristal avizelerle kaplı, her taraf "ben pahalıyım, beni şu
kadar paraya aldılar, sahibim ne kadar zevkli değil mi?" dercesine
sırıtan eşyalarla kaplı, geniş bir salona girdim. "Converse"ler pek
yakışmıyordu bu şatafatlı insan kalabalığının arasına karışmaya,
çekingen, küçük adımlarla en yakınımdaki koltuğa yerleştim. Sıkılarak,
montumun cebinin delik olduğunu fark ettim, küçük "puccalı" not
defterim montun içine kaçmıştı. Biraz uğraştan sonra yavaşça çıkardım,
kalemide eldivenimin içine sokarak etrafımı gözlemlemeye başladım.
Kahkahayla
gülen bir grup kadın vardı köşede. Özenle, kuaförde bilmem kaç saat
harcanarak yapılmış saçlar, makyajlar, yok şu marka yok bu marka
kıyafetler. Ortak özellikleri, hepsi şişmandı, hepside yemeklerden
konuşuyorlardı. Arada bir annemin tarafa bakıyor, kaş göz işaretiyle
"hadiii" demeye çalışıyordum ama her zamanki gibi işine gelmediği için
anlamamazlıktan geliyordu. Bende yazı yazmaya başladım, oturduğum
koltuğun yanındaki genç bir kadında yazdıklarımı okumaya başladı.
"Ve
meraklı gözler karıştı araya.." diye yazdığım satırı alınmış olacak,
gülümseyerek önüne döndü. Nedense bu insanlar arasında hiç rahat
değildim, aldırış etmeden, kafamıda kaldırmadan devam ettim yazmaya.
-Duydun mu? bizim doktor bilmem ne beyle bilmem ne evlenmiş.
-yaa.. Geçen arabasını çaldılardı. Teybini falan çalıp Etlik'e bırakıvermişler.
-Sen o kitabı okudun mu?
-Bende duydum, o yazarın 5-6 kitabı var.
-Çok şık olmuşsun şekerim!
gibisinden
bir sürü vıcık vıcık, yapmacık sözler.. Yapmacık kahkahalar. Annemin
yaş grubundan bekleyebileceğim birşeyde yoktu zaten, arka fondan klasik
müzik geliyordu.
"Zihin açar" denilen ve aslında benimde çok
sevdiğim parçalar, mideme kramp şeklinde saplanmaya başladı.
Kulaklığımı takıp, etrafımdan soyutlanmak için bildiğim en iyi ve kolay
yolu denedim. Klasik müzik ve sahte kahkaha karışımına metal parça
cızırtıları da girdi. Yılların karışımı senfonisi..
O sırada
salona biri daha girdi, koyu renkli saçları dikkatimi çekmiş olmalıydı.
Bir baktım, kıyafetleri ve saçı benimkilerinin aynısı. Yüzünü görmek
için sabırsızlanıyordum, ama o aldırış etmeden, elleri ceplerinde
etrafı süzüyordu. Sonra bana döndü ve benimkiler gibi onun gözleride
faltaşı oldu. Koşarak yanıma geldi, kaçmam gerektiğini düşündüm bir
hisle, olduğum yerden kalkıp koşmaya başladım. İnce ve kısa olmam
fırsattı ama peşimden koşan kızın tıpkımın aynısı olduğu düşünülürse
adil şartlarda yarışıyorduk.
Garip olanı, ne kızın peşimden
koşuşu, ne benim kaçışım kimsenin dikkatini çekmemişti. Sanki
insanların içinden geçerek koşuyorduk. Kendimi kapısı kapanmış, içerden
ateri oyunu sesleri gelen bir odaya attım. Sonradan "yaşıtlarımın"
nerede toplandığı anladım ama ilgilenecek vaktim yoktu, peşimde bir
klonum vardı ve korkuyordum. Gözlerini bana dikti odadakiler,
-Arkamda
bi kız var. Kapıyı zorluyor yardım eder misiniz? dedim. Aldırmaz ve
beni deli yerine koyan bir gülüşle oyunlarına devam ettiler. Kapıyı
tekmeleyip bağırıyordu arkadaki, seside benimkinin aynısıydı:
-Aç şu kapıyı!!
Benim
yardım çağrıma cevap vermeyen sarışın ukala çocuk kalkıp beni kapının
önünden iterek, klonumu içeri aldı. Sonra ne benim aynısı olduğuna ne
de neden kovaladığına dikkat edip kanepesine oturdu.
-Şşşt! Sen!!
Kızdan tarafa bakmamaya çalışıyordum o da ısrarla bana sesleniyordu.
-Bana baksana!
Gözlerimi
tavana dikip beklemeye başladım. Kız yavaşça gelip elini alnıma koydu,
ateşimi ölçer gibi. Bir anda her tarafın karardığını hissettim.
***
Tavanı
kristalden avizelerle kaplı, büyük ihtimal altın düşkünü, zevksiz bir
ev sahibesinin eseri olan salona tiksinen bakışlarla girdim.
Kalabalıktan annemi seçtim ilk bakışta, bana bakıp gülümsedi sonra
başka bir köşeye döndü, kaş göz işaretleriyle konuşuyordu. Yan
tarafımdaki şişman kadın topluluğunda annemin arkadaşı Safiye teyzeyi
görmüştüm, yanına gittim işte, konuştukları gene yemekti.
Klasik
müzik geliyordu fondan.. Sonra cızırtı şeklinde bir metal müzik geldi
kulağıma. Döndüğümde bana şaşkınlıkla bakan, tıpkımın aynısı bir kız
gördüm. Yanına gidecektim ki koşarak kaçmaya başladı, dışardan pek
büyük görünmeyen bu yerin labirent gibi odalarını geçtikten sonra
kapalı bir odaya girdi. Tekmeleyerek içeri girdim..
Kendi içinde şizofren.. R.C
Baglanti
Yorum yaz! :
Arkadasina Gonder!
0yorum yazilmistir
<<Önceki Sayfa
|/ |